Powered by Blogger.
profile

Tutamıyorum Zamanı (Müslüm Gürses)

Posted by Nazan Saatci Tuesday, September 11, 2012 0 comments













Yaprak Sayar - Kalamış

Posted by Nazan Saatci 0 comments










J 12 white channel

Posted by Nazan Saatci 0 comments







MIZAH 1

Posted by Nazan Saatci 0 comments







ÖRÜMCEK AĞI

Posted by Nazan Saatci 0 comments


ÖRÜMCEK AĞI

by Nazan Saatci ve Dostlari on Saturday, May 12, 2012 at 6:04pm ·
ÖRÜMCEK AĞI

Bir gün dünyadaki hayatında hep kötülük yapan bir adamı Cehennem kapısında bir melek karşıladı.

Melek adama şöyle seslendi:

"Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptı isen buraya girmeyeceksin."

Günahkar adam uzun süre düşündükten sonra, bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı.

Balta girmemiş ormanda yürürken önüne bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti. Heyecan içinde o günü meleğe anlattı.

Melek adama gülümsedi ve ardından elini şıklattı. Gökten bir örümcek ağı inmişti. Adam, bu ağa tutunarak cennete girebilecekti.

Adam neşe içinde ağa tırmanırken, cehennemden bazıları da bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar.

Ama adam ağın o kadar çok insanı taşıyamayacağından korkarak onları itmeye başladı. Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve diğerleri ile birlikte adam da Cehenneme düştü.

"Yazık" dedi melek, "Bencilliğin, hayatında işlediğin tek iyiyi de kötülüğe döndürdü. O insanlara şefkat gösterebilseydin, ağın herkesi taşıyabileceğini de görecektin".



Dondurmadaki büyük tehlike!

by Nazan Saatci ve Dostlari on Monday, May 14, 2012 at 4:55pm ·


Dondurmadaki büyük tehlike!
Et, süt, bal, yoğurt derken şimdi de dondurmalar sahte çıktı. Gıda teröristleri yaz aylarının vazgeçilmez tadı dondurmaya da el attı.
  •  
Hileciler yine iş başında. Dondurmaya 'süt' yerine su, 'şeker' yerine yapay tatlandırıcı, 'meyve' yerine de boya katıyorlar.
Gıda teröristleri dondurmaya da el attı. Havaların ısınmasıyla gözde olan dondurmada da akla hayale gelmedik hileler yapılıyor. Şeker yerine yapay tatlandırıcı, doğal sahlep yerine suni sahlep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası katarak dondurmayı zehirleyen bazı üreticiler, kıvamı tutturmak için de, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen jelatini (E441) kullanıyor.
SOĞUK YALAN
Süt, şeker ve sahlep üçlüsü ile yapılanın gerçek dondurma olduğunu, gerçek dondurmada katkı maddesi kullanılmadığını söyleyen yetkililer, katkılı buzların da 'dondurma' adıyla satıldığına dikkat çekiyor. Yetkililer, özellikle açıkta satılan zehirli dondurmalar konusunda uyarıyor. Hilecilerin dondurmaya kattığı katkı maddelerinin yarıdan fazlasının dünyanın birçok ülkesinde yasaklandığı, bunların insan sağlığını tehdit ettiği ifade ediliyor.
SOKAKTA SATILAN ZEHİRLİYOR
Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmalar sağlığa zarar veriyor. Özellikle açıkta satılan dondurmalara kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, şu uyarıda bulunuyor: "Bu dondurmalar nerede üretilmiş, içine ne konulmuş bilinmiyor. Özellikle çocuklarda karın ağrısı ve bulantı ile kendini gösteren bağırsak enfeksiyonları, zehirlenmeler yaşanabiliyor. Markasız dondurmalardan uzak durulmalı."
KABARTILIP AĞIR GÖSTERİLİYOR
2-3 LİRAYA, 'size özel' gibi ifadelerle tüketicilere sunulan buzlu yiyeceklerin dondurma ile uzaktan yakından alakası bulunmuyor. Bunların hacmine bakarak da ağırlığı konusunda yanılmamak gerektiğini söyleyen yetkililer, "Bu ürünlerin çoğunda gramaj hilesi yapılıyor. Üzerinde yazılan ölçü gerçek çıkmıyor. Katkılarla kabartılarak hacimli gösteriliyor" diyor.
Takvim
 ·  · Share · Delete


"Migren Günlüğü" İlaç Kadar Etkili!

by Nazan Saatci ve Dostlari on Sunday, May 20, 2012 at 10:49pm ·
"Migren Günlüğü" İlaç Kadar Etkili!

Migrenli hastaların düzenli olarak şikayetleri ve neler yiyip içtikleri gibi notlar düştükleri ‘migren  günlüğü’ tutmaları çok önemli. Çünkü kişiye göre değişen migren tetikleyici etkenlerin bilinmesi ve buna karşı önlem alınması ağrı sıklığı ile şiddetini azaltmada ilaç kadar etkili olabiliyor.
Uzm. Doç. Dr. Geysu Karlıkaya
Migreni tetikleyen faktörlerin iyi tanınması ağrı sıklığı ile şiddetini azaltmada en etkili yöntemlerden biri. Ancak her migren hastasının ağrıyı tetikleyen faktörleri farklı olabiliyor. Bu nedenle migren hastalarının ne yiyip ne içtiklerini not düştükleri “migren günlüğü” tutmaları ve ağrıdan önceki 1-2 gün süresince stres, koku, alkol veya kafein gibi tetikleyici faktörlere maruz kalıp kalmadıklarını not etmeleri gerekir. Çünkü migreni tetikleyen faktörlerini iyi bilen ve onları engellemeye yönelik tedbirler alan migren hastalarının ilaç kullanmadan ağrıların sıklığı ile şiddetini azaltmaları mümkün olabiliyor.
‘AĞRI GÜNLÜĞÜ’ TEDAVİYE IŞIK TUTUYOR!
Migren tanısı için öncelikle hastanın yakınmaları detaylı olarak dinleniyor. Hastanın ağrı özellikleri hakkında yeterli bilgi edinildikten sonra fizik ve nörolojik muayene bulgularına göre ileri tetkiklere gerek duyulup duyulmadığına karar veriliyor. Bazı hastalarda kan tahlilleri veya beyin tomografisi ya da manyetik rezonans görüntüleme gibi görüntüleme incelemelerinden faydalanılıyor. Ardından hastadan migren günlüğü tutması isteniyor. Bu günlükte ağrının sıklığı, süresi, yeri, karakteri (zonklayıcı, yanıcı, batıcı vs), ağrıyı arttıran ve azaltan faktörler ile kullanılan ilaçlar yer alıyor. Günlük takipler tedaviyi düzenleme açısından önemli olduğu gibi, hastanın da kendi ağrısını daha iyi tanımasına yardımcı oluyor. Bu şekilde daha sonra ortaya çıkan farklı baş ağrıları daha iyi ayırt edebiliyor.
MİGRENİ NELER TETİKLİYOR?
  • Stres:En iyi bilinen migren tetikleyicilerinden birini oluşturuyor. Yapılan farklı çalışmalarda, yüzde 60-80 gibi yüksek bir oranda migren tetikleyicisi olarak tanımlanıyor ve en sık migren tetikleyicisi olarak yerini koruyor.
  • Kafein/nikotin fazlalığı:Fazla kafein ve nikotin tüketimi migren ağrısını tetikleyebiliyor. Ancak bunun tersi de olabiliyor. Örneğin her gün belli bir miktarda kafein alan bir kişi aniden düzenli kafein alımını durdurursa ağrılar benzer şekilde tetiklenebiliyor.
  • Kokular:Bazı parfümler, sigara, tiner veya boya kokusu migren tetikleyicisi olabiliyor.
  • Uyku düzeninde değişiklikler:Hem uykusuzluk hem de fazla uyumak migreni tetikleyebiliyor. Geç yatılan bir gecenin sabahında ağrı olabileceği gibi, hafta içi her gün belli bir saatte uyanan kişi, hafta sonu 1-2 saat fazla uyuduğunda migren tipi baş ağrısı ile uyanabiliyor.
  • Hormonlar:En iyi bilinen migren tetikleyicilerinden biri de, adet dönemi. Adet başlamadan 1-2 gün önce, adet ortasında veya adet sonlandıktan 1-2 gün sonra ağrı ortaya çıkabiliyor. Ağrı özellikle kandaki östrojen seviyesindeki ani azalmalar ile tetikleniyor. Bazı migrenlilerde ağrılar sadece adet döneminde ortaya çıkıyor.
  • Parlak ışıklar ve yüksek ses:Parlak ışıklar ve yüksek ses migren ağrısını tetikleyebiliyor. Ayrıca migren ağrısı sırasında parlak ışıklara ve yüksek seslere karşı duyarlılık ortaya çıkıyor.
  • Besin ve içecekler:Kuruyemiş, turşu, kurutulmuş meyveler, sosis vb. et ürünlerinde bulunan sodyum nitrat, eski peynirlerde bulunan tiramin, soya ve hazır çorbalar migreni tetikleyebiliyor. Bu besinlerin tüm migren hastalarına yasaklanmasına ise gerek yok. Sadece ağrıları bunlarla tetiklendiği net olarak gösterilen kişilerin ilgili besinlerden kaçınmaları öneriliyor. Daha önceleri çikolatanın da bir tetikleyici olduğu düşünülüyordu, ancak son yapılan çalışmalarda böyle bir ilişki kanıtlanamadı.
  • Alkol:Alkol en iyi  bilinen tetikleyicilerden biri. Kırmızışarap ise migreni tetiklediği en net bilinen içecek.
  • Hava değişiklikleri:Hava basıncında, ısısında veya nem oranında ani değişiklikler migreni tetikleyebiliyor. Migren hastaları özellikle havanın lodoslu olduğu zamanlarda ağrı sıklığında artış tarif ediyor.
  • Ani ve yoğun fiziksel aktivite:Aniden ve yoğun fiziksel aktivite migreni tetikleyebiliyor.Çünkü ani ve hazırlıksız akitivite ile vücudun oksijen ihtiyacı hızla ve net olmayan mekanizmalar sonucunda migreni tetikleyebiliyor.
  • Spor:Fiziksel aktivite konusunda da düzen önemli. Daha önce hiç yapılmamış bir fiziksel aktiviteye başlarken vücudun yavaş yavaş hazırlanması gerekiyor. Aşırı zorlamalarla tetiklenebilen migren ağrısını, aktivite öncesi 10 dakikalık bir ısınma süresi, yavaş yavaş arttırılan bir egzersiz programı ve spor sırasında yeterli sıvı alımı ile engellemek mümkün olabiliyor.
  • İlaçlar:Doğum kontrol hapları veya damar genişletici özelliğe sahip ilaçlar, migren hastalarında ağrıya sebep olabiliyor.
Migreni engellemek için hangi gıdalar tüketilmeli!

  •  Ağrılı günlerde Migreni engellemek için hangi gıdalar tüketilmeli!
  • • Sebze çorbası
  •  Rafadan yumurta•
  •  Patates ve diğer sebzelerin püreleri
  • • Izgara balık•
  •  Muz, elma ve armut•
  •  Papatya ve nane çayı
  • • Bol su
Aralarda ne yenmeli?
• Havuç, kereviz, kahverengi şeker, şekerli gofret, yulaflı kurabiyeler, pirinçli puding.
Ne İçilmeli?
• Asitsiz, alkolsüz içecekler, elma suyu, bitki çayları.



Kanser İle İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış

by Nazan Saatci ve Dostlari on Sunday, May 20, 2012 at 10:37pm ·
Kanser İle İlgili Doğru Bilinen 10 Yanlış
Bilim insanlarının tedavisi için üzerinde çalıştığı kanser hastalığı, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri.  Bedenimizde çok sayıda hücre bulunuyor; tahminlere göre 100 trilyon (1014) civarında...
Prof. Dr. Metin Çakmakçı
Genel Cerrahi Uzm.
Bu hücrelerin oluşumu sırasında tüm özellikleri, nasıl çalışacakları, nasıl değişecekleri, hatta nasıl ölecekleri DNA’larındaki genetik koda yazılmıştır.  Ayrıca, bu hücreler, her gün bir takım dış etmenlere maruz kalmaktadır.  Bu dış etmenler, hücrelerin DNA yapıları üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabiliyor.  Bedenimizin doğasında hatalı hücre davranışlarını onarabilme yeteneği olmakla birlikte, onarım mekanizmaları bozulduğunda “kanser” ortaya çıkabilmektedir.
1.       Kanser bulaşıcıdır:  Kanser hastalığı bulaşıcı değildir.  Bu nedenle, kanserli hasta ile iletişime geçmek, yakınında bulunmak, elini sıkmak diğer insanları kansere yakalanma açısından riske atmaz.  Bununla birlikte, seyrek de olsa, virüslerin neden olduğu bazı kanser türleri bulunuyor.  Belli durumlarda bu virüsler bulaşabilir ve o zaman kanser olma riski artabilir.  Bunların başında gelen HPV virüsüyle gelişen rahim ağzı kanseri riski ise son yıllarda kullanılan aşı ile artık azalıyor.
2.       Kanser hastası olan ebeveynin çocuğunda da kanser gelişir: Bu bilgi de genel anlamda doğru değildir.  Bazı kanser türlerine kalıtsal yatkınlık ve genetik geçiş bilinmektedir.  Bazı kalın barsak kanserleri gibi.  Ama bu genellenemez.  Bazen de ailsel yatkınlıklar sözkonusu. Örneğin, meme kanserlerinin yüzde 5-8’inin kalıtsal olduğu biliniyor.  Yani, çok özel durumlar dışında, ebeveynin kanser olmasına bağlı olarak çocuklarında da kanser görüleceği yolunda bir kural bulunmuyor.
3.       Saç boyası, parfümler gibi dış etkenler kanser yapar:  Her türlü toksik maddenin vücudumuzdaki hücreler ve DNA’ları üzerinde etkisi vardır.  Toksik maddelerden ne kadar uzak durursak o kadar sağlıklı yaşayabiliriz.  Bununla birlikte, saç boyası ve deodorant gibi kozmetik maddelerin kanser gelişmesiyle ilişkisi kanıtlanmış değildir.
4.       Pozitif düşünceyle kanseri yenmek mümkün:  Kanser tedavisinde pozitif düşünce son derece önemli olsa da tek başına yeterli değildir.  Önemli olan, hastaların hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarının tedavi süresince korunabilmesidir.  Özellikle de cerrahi girişim, ilaç tedavisi ve radyoterapi sırasında hastanın psikolojik durumu korunup, pozitif düşünceye sahip olması sağlandığı zaman sonuçlar çok daha iyi oluyor.
5.       Kanser olduğu hastaya söylenmemeli:  Hasta yakınlarının, “morali bozulur, daha kötü olur” inancıyla hastadan tanıyı saklamaya çalışması yanlış bir düşüncedir.  Akli yetileri yerinde olmak koşuluyla, hastaya tüm gerçek, kendisinin talep ettiği kadar ve doğru bir şekilde verilmeli, tedavi seçenekleri hasta ile paylaşılmalı ve yapılacaklar için rızası alınmalıdır.
6.       Kanserde cerrahi işlemler hastalığın yayılımını artırır:  Bu da son derece yersiz bir inanıştır.  Birçok kanser türünde en etkin tedavi, cerrahi tedavidir.  Hastalıklı organın ya da tümörün çıkarılması, hastanın çok daha uzun süre yaşamasını ve hastalığın geri gelme riskinin anlamlı olarak azalmasını sağlıyor.
7.       Biyopsi yapmak kanserin yayılımını hızlandırır:  Biyopsiler, hastalığın tanısını koymak ve tedavisini planlamak için olmazsa olmaz girişimlerdir.  Hastalarda zaman zaman biyopsi yapıldığında hastalığın sıçradığı, kötüleştiği ya da dağıldığına ilişkin korkular ortaya çıksa da bu korkuları destekleyen bilimsel çalışmalar bulunmuyor.
8.       Bir kere kanser olduktan sonra işe dönmek oldukça zordur:  Yanlış bir inanıştır.  Artık birçok kanser hastası, tedavi tamamlandıktan sonra yaşıtları kadar yaşam şansına sahip oluyor.  Örneğin meme kanserinde, özellikle erken evrede yakalanan hastalarda tedavi tamamlandıktan sonra hastalığın yeniden ortaya çıkma olasılığı son derece düşüktür.  Tiroid kanseri, deri kanseri kanserlerde tam şifa sunmak mümkündür.  Hedef, hastaların tedavi sonrası normal yaşamına dönmeleridir.
9.       Erkekler meme kanseri olmaz: Bu da yanlış bir inanıştır.  Her 100 meme kanseri hastasından birisi erkektir.  Özellikle ailelerinde kalıtsal meme kanseri olan erkeklerde meme kanseri daha sık görülür.  Bu nedenle erkekler de memelerinde bir kitle fark ederlerse zaman kaybetmeden bir hekime müracaat etmeliler.
10.   Kronik kabızlık çekenler kolon kanseri olur:  Bu da yalnızca bir söylentidir.  Kabızlık ile kolon kanseri veya rektum kanseri arasında herhangi bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu gösteren bilimsel bir çalışma bulunmuyor.  Bununla birlikte, barsak alışkanlıklarının, kişisel düzenin nedensiz bir şekilde değişmesi bir kalın barsak belirtisi olabilir ve buna dikkat edilmelidir.

mutluluk nerede?

Posted by Nazan Saatci 0 comments


mutluluk nerede?

by Nazan Saatci ve Dostlari on Monday, May 21, 2012 at 12:41am ·

Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler...
Saklayalım zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
Sorun büyükmüş...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü...
Kimisi:
'' Everest'in tepesine saklayalım'' demiş kimisi:
'' Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş.
Tac Mahal'in kubbesi Mekke sokakları İtalyan sofrası...
Bir hastanenin yenidoğan odası dondurma külahı şarap şişesi..
Sigara paketi lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...
Derken meleklerden biri:

'' İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş...
''
Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!''
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde ne başkasının evinde ne de başka bir şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun...
Siz dışını boşverin
 içine bakın...




BILIMIN ULASTIGI SASIRTICI GERCEKLER

by Nazan Saatci ve Dostlari on Monday, May 21, 2012 at 2:27pm ·
BILIMIN ULASTIGI SASIRTICI GERCEKLER


  İşte, uzmanların yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkan şaşırtıcı gerçekler... -
Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.-
Bal bozulmayan tek gıdadır.-
Ördeğin sesi yankı yapmaz.-
Denizyıldızlarının beyni yoktur.-
Üzüm mikrodalga fırında patlar.-
İnsan yılda en az bin 460 rüya görür.-
İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır.-
Karınca iki hafta su altında yaşayabilir.-
İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar.
 - "Pi" sayısının bir milyarıncı rakamı 9'dur.
 - Dünyada insanlardan daha çok tavuk var.
 - İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır.-
Türkiye'de Mehmet adında 1 milyon 229 kişi var.-
Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar.-
Yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde olur.-
Otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha hızlı artıyor.
 - Doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle paylaşıyorsunuz.-
Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar.
 - Dünyada bir yılda gerçek paradan daha fazla Monopol parası basılıyor.
- Eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer.-
Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder.
- Çin'de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika'dan daha fazladır.-
- Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır 
 Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir.-
İnsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner.
- İnsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500- 700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir.-
Dünyanın en hızlı kuşu boğazlı kırlangıçtır. 3 saniye süreyle saatte 128 km . sürate ulaşmıştır
- Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız.-
Aşık olduğumuzda beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar.
Bu kimyasal madde çikolatada da vardır.-
Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez.-
Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller.
- Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar.-
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.-
Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir.
- Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de bu süreyi 5 dakika daha uzatmak mümkündür.-
İnsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz.
- Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardı




"Bir Yol Biter Yenisi Başlar.."

by Nazan Saatci ve Dostlari on Monday, May 21, 2012 at 6:58pm ·
"Bir Yol Biter Yenisi Başlar.."

Öykü,ünlü Çin düşünürü,Lao Tzu devrinde geçer.

Köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. Ama imparator bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki.. İmparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep..

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.. "Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..

İhtiyar, "karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'at kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.."

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.

Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. "Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."

"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."

Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu ihtiyar sahiden normal değil" diye düşünmüşler.. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

Köylüler gene gelmişler ihtiyara..

"Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.

İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.."

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. İmparator son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yok gibiymiş; giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes adeta biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..

"Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer.."

"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu sadece Allah biliyor."

Bir yol biter yenisi başlar..!

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.

Oysa yolculuk asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir başkası açılır


Translate

Haberler

Hava

Doviz

Label

Abone ol