Powered by Blogger.
profile

Hipertansiyonda kullanılan bitkiler ve takviyeler

Posted by Nazan Saatci Saturday, October 6, 2012 0 comments

Hipertansiyonda kullanılan bitkiler ve takviyeler

Kan basıncının kontrolünde doktor ziyaretleri, ilaç tedavisi ve beslenme şekli önemli


Dilara Koçak
Çalışmalar, bazı bitkisel takviyelerin, yüksek tansiyonun tedavisini desteklediğini gösteriyor
Yüksek tansiyon (hipertansiyon), damar içi basıncın artmasına bağlı olarak gelişiyor. Amerika’da bir milyondan fazla kişi, her yıl kardiyovasküler hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor. Ülkemizdeki duruma bakacak olursak, 2003’te yapılan Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması’nı referans olarak kabul edebiliriz.
Bu araştırma sonuçlarına göre;
* Türkiye’de, 18 yaş üzeri yetişkinlerde, hipertansiyon görülme sıklığı yaklaşık yüzde 31.8.
* Kadınlarda bu oran, yüzde 36.1, erkeklerdeyse yüzde 27.5.
* Yetişkin her üç kişiden biri yani ortalama 15 milyon kişi hipertansiyon hastası.
Yüksek tansiyona iyi geldiği belirlenen bazı bitkisel   takviyelere göz atalım:
Balık yağı: Anti-inflamasyon özellikli omega-3 kaynağı olduğu için beslenme desteği olarak sıklıkla kullanılıyor. Kalp-damar hastalıkları üzerinde olumlu etkileri var. Bu sonuçları, kolesterolü düşürücü ve kalp ritmini düzenleyici etkisiyle gösteriyor. HDL/LDL dengesini düzenleyerek kandaki trigliseritleri düşürüyor. Araştırmacılar, omega-3’ün   hipertansiyon üzerinde de iyileştirici etkiler gösterdiğine dair çalışmalar sunuyor. Omega-3’ün en iyi kaynaklarından balığı, haftada iki kez sofranızdan eksik etmemeye özen gösterin.
Sarımsak: Çeşitli sülfür bileşikleri, pek çok aminoasit, germanyum, selenyum, kalsiyum, bakır, demir, potasyum, magnezyum ve çinko gibi minerallerin yanında, A, B, C vitaminlerini içeriyor. Sarımsaktaki anti-hipertansif etkinin, bileşimindeki germanyum ve selenyumdan ileri geldiği bildiriliyor. Hipertansiyon kontrolünde günde bir diş sarımsağın rendelenmiş   olarak alınması öneriliyor.
Magnezyum: Araştırmalar, magnezyum bakımından zengin bir diyetin, hipertansiyon riskini azaltabileceğini ortaya koyuyor. Kalsiyum, kasın kontraksiyonunu uyarıyor ancak yüksek kan basıncına sahip bireylerin kaslarında kalsiyum birikimi oluyor, bu nedenle kalsiyum kanalını bloke etmek için tedavi gerekiyor. Magnezyum, kalsiyum kanalını bloke eden doğal bir mineral. Bu yönden kalsiyumla  magnezyum arasında etkileşim var. Magnezyum kalsiyumla ters etki göstererek kasların dinlenmesinde etkin rol oynuyor.
Koenzim Q10: Vücudumuzda üretilen koenzim Q10, enerji üretimine yardım ederek bir anti-oksidan olarak çalışıyor. Özellikle kalp hücrelerinde bol bulunuyor ve kalbin sağlıklı çalışmasında rol oynuyor. Kasların kontraksiyonunda da etkili. Çalışmalarda, kardiyovasküler hastalıkları olan kişilerde, düzeyinin düşük olduğunu gösteriyor. Tansiyonun dengelenmesinde ve kan basıncının düşürülmesinde etkili ancak konuyla ilgili araştırmalar devam ediyor. 
Folik asit: Folik asit bakımından yetersiz beslenen bireylerin kan homosistein düzeyinin yüksek olduğu, bunun da koroner kalp hastalığı ve hipertansiyon için risk oluşturduğu bildiriliyor. Folik asit, arter duvarlarına etki ettiği için hipertansiyonda kullanımı oldukça etkin. Homosistein seviyelerini düşürmek için folik asit genellikle B6 veya B12 vitaminiyle birlikte öneriliyor. Çeşitli çalışmalar, günde en az 1000 mg. folik asit alan kadınlarda hipertansiyon oluşma riskinin, günde   200 mg. az folik asit alan kadınlara oranla yarı yarıya olduğunu gösteriyor. 
Alıç: Şifalı bitkiler arasında kabul edilen alıç, yüzyıllardır kalp hastalıklarının tedavisi için kullanılıyor. Alıç, anti-inflamatuar etkisiyle hipertansiyon tedavisinde oldukça etkili. Hipertansiyonda, damar duvarlarında inflamasyon oluşabiliyor. Bunun anlamı, kan damarların daralması. Alıç, daralan bu damarların açılmasına yardımcı oluyor.
Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, bu öneriler ilaç tedavisi yerine geçmez, bu nedenle mutlaka hekiminize danışıp kullanmaya özen gösterin.

hayata dair

Posted by Nazan Saatci 0 comments

Insanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir.!! (La Rochefoucauld)

MASUMIYETIN BOYLESI

Posted by Nazan Saatci 0 comments

Bir anne için çocuğunun en sevimli olduğu zaman uyuduğu zamandır( Ralph Waldo Emerson)









Dünya genelinde polen alerjisi sorunu yaşayanların sayısının artması ve klasik tıbbi yaklaşımlarla her zaman önemli derecede başarı sağlanamaması insanları farklı arayışlara sürüklüyor. Bunlardan bazılarının son derece etkin olduğu ciddi bilimsel araştırmalarla da destekleniyor.

Bu yöntemlerden birisi de nasal irrigasyon adı verilen burna hafif tuzlu su verme işlemi. Alerji veya soğuk algınlığı durumlarında kullanılan serum fizyolojik spreylerinden farklı olarak nasal irrigasyonda demlik benzeri bir aparatla hastalar burunlarına az tuzlu su uyguluyorlar ve herhangi bir işlem yapmadan bunun dışarı akmasına müsaade ediyorlar. Bunun için özel bir aparat da geliştirilmiş: neti pot. Demlik benzeri bu aletin içerisine konan tuzlu su doğrudan burna uygulanabiliyor.

Bu cihazın kullanımı spreyler kadar konforlu değil ancak bu yöntemin elde ettiği başarının bilimsel araştırmalarla ortaya konması yöntemin değerini arttırıyor. Nasal irrigasyon yöntemi, yapılan çalışmaların tamamında alerji ve burunla ilgili problemlerde son derece etkili bulunmuş.

Yöntemin en önemli avantajlarından birisi kuruluğa ve sprey veya ilaç uygulanması sonrasında gelişen burun mukozası şişliğine bağlı tıkanıklığa (rebound congestion) neden olmaması.

2008 yılında yapılan bir araştırmada ciddi derecede alerjik şikayetleri olan bir grup çocuğa düzenli olarak nasal irrigasyon tedavisi uygulanmış ve çocukların alerjik şikayetlerinin hafiflediği ve steroidli burun spreyi kullanımlarının ileri derecede azaldığı tespit edilmiş. 

Michigan Üniversitesi nde 2007 yılında yapılan bir araştırmada kronik burun ve sinüzit sorunu olan 121 yetişkin incelenmiş. İki aylık uygulama sonucunda, nasal irrigasyon uygulanmasının sprey kullanımından daha etkili bir şekilde hastaları tedavi ettiği ispatlanmış.

2007 yılında Cochrane veritabanında yer alan araştırmaların incelendiği bir araştırmada hafif tuzlu su ile nasal irrigasyon uygulanmasının son derece etkili ve ucuz bir yardımcı tedavi yöntemi olduğu belirtilmiş.

Sonuç olarak bilimsel araştırmalar burna az tuzlu şu çekmenin sinüzit, soğuk algınlığı ve alerjiye bağlı burun şikayetlerini tedavide etkili olduğunu gösteriyor.

Burna çekilecek suyu nasıl hazırlayalım?

Burna çekilecek suyun hazırlanması için çeşitli yöntemler bulunmakla birlikte güvenle kullanılabilecek bir solüsyon şu şekilde hazırlanabilir:

- 250 ml temiz suyun içerisine (kaynatılıp soğutulmuş olabilir), 2 çay kaşığı katkısız yemek tuzu ve 1 çay kaşığı yemek sodası (kabartma tozu vb gibi amaçlar için karbonat diye satılan aslında doğrusu bikarbonat olan beyaz bir madde) katarak iyice karıştırınız. Eğer bu karışım burnunuzu çok yakarsa tuz miktarını 1,5 çay kaşığına indiriniz. Bu karışım 1 hafta süresince oda sıcaklığında ağzı kapalı bir şekilde saklanabilir.

- Bu karşımdan şikayetleriniz devam ettiği sürece hergün 2-3 kez burnunuza çekip kendiliğinden akmasını bekleyiniz.

KAYNAK: FullHealth.net: Nasal Irrigation Can Ease Allergy Symptoms

ÇOK BASİT BİR SAĞLIK UYARISI...

Mümkünse, her sabah veya akşam, günde bir kez olabilir, sert bir zemin üzerinde çıplak sağ ve sol ayak üzerinde, GÖZLERİNİZ KESİN TAM KAPALI her iki kolunuz yanlara T şeklinde açık, yaklaşık 30 sn.'de 100'e

kadar, tek ayak üzerinden "sesli" sayarak DENGE'de durma eğitimine vücudunuzu ve beyninizi mutlaka ACİL alıştırınız.

İlk bir hafta sayamamanız çok normal.

04 Jun 2001 --- Yoga position --- Image by ©LWA- JDC/CORBIS © Corbis. All Rights Reserved.


Translate

Haberler

Hava

Doviz

Label

Abone ol