Powered by Blogger.
profile

HAPPY HALOWEEN

Posted by Nazan Saatci Wednesday, October 31, 2012 0 comments




ŞEMS-İ TEBRİZİ den guzel sozler

by Nazan Saatci ve Dostlari on Monday, April 2, 2012 at 9:43pm ·
   
   
   
Kapımıza değil ; Kalbimize vuran buyursun !  
   
Hayatta her şey olabilirsin; Fakat mühim olan hayatın içinde "İNSAN" olabilmektir.  
   
Anladım ki: İnsanlar; Susanı korkak. Görmezden geleni aptal. Affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar...    
Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar..!  
   
Hayata tepeden bakarsan insanların sadece tepesini görürsün. Hayata daima insanlarla aynı mesafeden bak. O zaman insanların hem yüzünü, hem kalbini görürsün.  
   
   
   
Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu  
tüm derdiyle sevebilmektir.  
   
Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil, kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.  
   
İnsanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor.  
Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?  
   
   
Bir gül kadar güzel ol; ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma.  
   



Ey İnsan kaf dağı kadar yüksekte olsanda, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma, herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.

Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de...

Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.

Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; sevgi yürekli olana yakışır.


Otunu, suyunu bilmediğin gönüllerde koyun gütme! Yoksa, 'kaçırcağın keçilere' çobanlık yapamazsın ...!
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.

Diyorlarki Dost acı söyler? Acıyı söyleyene Dost denilmez ki.! Seni sevmeyen acı söyler Dostun sana söyleyeceği acı dahi olsa senin canını acıtmayacak şekilde tatlı dille söyler.

İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden...

İnsanoğlunun edepten nasîbi yoksa, insan değildir. İnsan ile hayvan arasını ayıran edeptir...


Yaşarken anlayamadıkları değerleri, öldükten sonra anlamanın kimseye faydası yok. Sevdiğinizi dirileştirmeninyolu, hayatın tazeliğinde itiraf ve ifade etmektir.

Sözler hakikat değildir ağızdan çıkan seslerdir. Hakikati öğrenmek için söze değil yaşamaya ihtiyaç vardır.

Sen ol da; ister yâr' ol, ister 'yara'; lütfun da başım üstüne, kahrın da.
Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişin bilememişim. Oyalanmışım. Kalakalmışım.
Sanmayasın ki; aşk akıl işidir. Gül ki her gönlün mürşididir. Kimini kokusuyla şad eder. Kimini de dikeniyle irşad eder.
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.



Kalp ruha der ki :Ben severim, aşık olurum;ama acısını nedense hep sen çekersin.
Ruh da cevap verir : Sen yeterki sev.

Hüzün ki en çok yakışandır aşıklara. Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de.

Kır kalemin ucunu. Bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğudur. Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.

Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı,Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?
ŞEMS-İ TEBRİZİ

HAYATA DAIR

Posted by Nazan Saatci 0 comments

Hayata dair

by Nazan Saatci ve Dostlari on Tuesday, April 3, 2012 at 7:26am ·
Yüzümüzden düşen bin parçayı toplayıpta, yerine  kocaman bir TEBESSÜM yerleştiren İNSANLAR var ya.. .....Onlar iyi ki var....

GUNAYDIN DOSTLARIM

Posted by Nazan Saatci 0 comments

by Nazan Saatci ve Dostlari on Tuesday, April 3, 2012 at 10:07pm ·
Bugüne güzel başla, bugüne sevgiyle başla… Gülümsersen karşıda duran hayatta sana gülümser, El verirsen o da sana el uzatır, Umut edersen sana umutla karşılık verir… Hayat senin bir aynan, o aynaya nasıl bakarsan öyle görürsün. Sağlıklı olun Mutlu Olun, Sevgi ile kalın Günaydın Günaydın Herkese

Resistance to antibiotics could bring "the end of modern medicine

by Nazan Saatci ve Dostlari on Wednesday, April 4, 2012 at 2:02pm ·
7:00AM GMT 16 Mar 2012
Resistance to antibiotics could bring "the end of modern medicine as we know it", WHO claim
The world is entering an antibiotic crisis which could make routine operations impossible and a scratched knee potentially fatal, the head of the World Health Organisation has claimed.

Margaret Chan, director general of the WHO, warned that bacteria were starting to become so resistant to common antibiotics that it could bring about “the end of modern medicine as we know it.”
As a result, she claimed, every antibiotic ever developed is at risk of becoming useless, making once-routine operations impossible.
This would include many of the breakthrough drugs developed to treat tuberculosis, malaria, bacterial infections and HIV/AIDS, as well as simple treatments for cuts.
Speaking to a conference of infectious disease experts in Copenhagen, Dr Chan said we could be entering into a “post-antibiotic era”.
Replacement medicines could become more expensive, with longer periods of treatment required to bring about the same effect, she added.
Dr Chan said: “Things as common as strep throat or a child’s scratched knee could once again kill.
“Antimicrobial resistance is on the rise in Europe and elsewhere in the world. We are losing our first-line antimicrobials.
“Replacement treatments are more costly, more toxic, need much longer durations of treatment, and may require treatment in intensive care units.
“For patients infected with some drug-resistant pathogens, mortality has been shown to increase by around 50 per cent.
“A post-antibiotic era means, in effect, an end to modern medicine as we know it.”
The stark warning comes shortly after the World Health Organisation published a new book warning of the “global crisis”, entitled “The evolving threat of antimicrobial resistance.”
It reads: “Bacteria which cause disease react to the antibiotics used as treatment by becoming resistant to them, sooner or later.
“A crisis has been building up over the decades, so that today many common and life-threatening infections are becoming difficult or even impossible to treat, sometimes turning a common infection into a life-threatening one.”
The paper blamed the current situation largely on the misuse of antibiotics, which are not prescribed properly and used too frequently and for too long.
It added that an “inexorable increase in antimicrobial-resistant infections, a dearth of new antibiotics in the pipeline and little incentive for industry to invest in research and development” had led to a need for innovation”.
The WHO has now appealed to governments across the world to support research into the antimicrobial resistance
.By Hannah Furness




Antibiotic resistance: Bacteria are winning the war

by Nazan Saatci ve Dostlari on Wednesday, April 4, 2012 at 2:04pm ·
Antibiotic resistance: Bacteria are winning the war
The insidious spread of the latest form of antibiotic resistance is just one more sign that governments haven't grasped the gravity of the situation, writes  Frank Swain
The march of antibiotic resistance is inexorably reducing our stock of effective drugs. Photograph: Murdo McLeod
In what has surely become the most ritualised medical practice since the Hippocratic Oath, the World Health Organization took to the stage again today to warn that the misuse of antibiotics was threatening to render one of our most potent medicines useless. This comes a decade after an identical appeal from the organisation warned of a global crisis in the making.
Health experts have been ringing the alarm over antimicrobial resistance for so long that it seems to have become part of our collective background noise, like the endless rasp of waves on the shore. And like stupid tourists, we sleep in the sun while the tide comes in.
It might surprise you to learn that resistance to antibiotics was identified even before Fleming's wonder drug hit the shelves. The first clinical application of penicillin came in the early 1940s, but the discovery of beta-lactamase – a bacterial enzyme capable of destroying penicillin – preceded that revolution by a few years. The microbes were always one step ahead. As early as 1960, it was clear that overuse of antibiotics was driving the emergence of resistant species.
We also knew how to combat the problem: restricting the use of antimicrobials, ensuring patients completed their courses, containing outbreaks of resistant species. But despite repeated appeals at every level, we couldn't match the tenacity of microbes. Last year, resistant bacterial infections killed around 25,000 people in Europe alone.
In 2008 the rising waters were finally lapping at our feet. An unusually hardy strain of Klebsiella pneumoniae was isolated from a 59-year-old Swedish patient who had been treated in a New Delhi hospital. The bacterium was found to be indifferent to even our most powerful antibiotics. To make matters worse, the genes that gave it this superpower were found on a small ring of DNA that is easily traded between different species of bacteria.
New Delhi metallo-beta-lactamase (NDM-1) has since turned up in more than 16 countries across the world, including Britain. A study published in Lancet Infectious Diseases today shows the resistance factor has spread to 14 different species of bacteria, including pathogenic varieties responsible for dysentery and cholera. Most bacteria holding the NDM-1 plasmid are resistant to all but a couple of our most clumsy, brutal antibiotics. One strain is immune to all of them.
In a report published last year, the US Institute of Medicine described antimicrobial resistance as "a global public health and environmental catastrophe", while the WHO called the rise of NDM-1 a "doomsday scenario of a world without antibiotics".
These are not hollow words. Beyond antibiotics, we have few options left on the table. New antibiotics take around 10-20 years to develop, and there are few in the pipeline. Vaccines are the most obvious alternative, but vaccination programmes are challenging to run even in the most industrialised societies.
Scientists have been training viruses to chase down bacterial cells like packs of hunting dogs for the better part of a century, but Georgia is the only country in the world where such phage therapy is licensed. More exotically, an experimental procedure using a jet of ionised argon gasshows promise, although it can only treat external infections.
After a torrent of dramatic headlines, interest in NDM-1 fell away. After all, in a world well-stocked with superbugs – MRSA, MDRTB, C diff – what was another acronym? The media tend to train their spotlight on highly pathogenic diseases – those that kill in no time flat – at the expense of untreatable diseases, which are far less dramatic. The trouble with superbugs like NDM-1 is that once they gain a foothold in hospitals, even minor surgerical procedures are burdened with a much higher risk of serious postoperative complications.
Last year, the chairman of the Board for the Canadian Committee on Antibiotic Resistance, Professor John Conly, spoke out on the issue. I asked him why NDM-1 had elicited such little concern. "None of us have the answers as to why the issue of antimicrobial resistance does not capture more meaningful attention by governments and governmental agencies," he wrote. "The problem is that it is somewhat akin to climate change and so slow and insidious that people, and notably our politicians, are lulled asleep."
Although previous campaigns in France and the USA have achieved substantial reductions in the prescription of antibiotics, their uncontrolled use in other countries has undermined those successes – microbes do not respect national borders. As such, the failure of governments to control drug resistance has often been labelled a "tragedy of the commons".
But there's a crucial difference. Left to their own devices, forests and fisheries restock themselves. Medicine cabinets don't. Even if we rein in our appetite for antibiotics, NDM-1 is here to stay. Perhaps that will be enough to prompt the action called for by health practitioners 50 years ago, but it's hard to shake the feeling that the microbes have us in checkmate.


ASKI BIZEDE OGRET

Posted by Nazan Saatci 0 comments

ASKI BIZEDE OGRET

by Nazan Saatci ve Dostlari on Wednesday, April 4, 2012 at 2:32pm ·

Ey minik yaprakSöyle nereden buldun dalı delecek gücü?Nasıl çıktın zindanından dışarı?Anlat bize, anlat ki biz de kavuşalım ışığa,Biz de çıkalım zindanımızdan dışarı.

Ey servi, yerde bitiyorsun ama, nasıl da atılmışsın gururla göklere...Kimden öğrendin, nasıl yapıyorsun bunu?Öğret bize de yükselmeyi göklere.

Ey baştan aşağı kanlara kesen goncaSen ki kendinden çıktın,Bize de anlat.Nedir bu aşk,Öğret nedir kendinden çıkmak...

MEVLANA.



. Adam fısıldadı

Posted by Nazan Saatci 0 comments

by Nazan Saatci ve Dostlari on Wednesday, April 4, 2012 at 6:54pm ·
Adam fısıldadı

Adam fısıldadı :
 " Tanrım konuş benimle. "
 Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
...Ama adam duymadı.

 Sonra adam bağırdı :
" Tanrım konuş benimle ! "
Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
 Ama adam dinlemedi onu.
  Adam etrafına bakındı ve
 " Tanrım seni görmeme izin ver " dedi.

Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde.
 Ama adam farkına varmadı.
 Ve adam bağırdı,
 " Tanrım bana bir mucize göster ! "

Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
 Ama adam bunu bilemedi.
 Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı,
 " Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu
 anlamamı sağla ! "

Bunun üzerine Tanrı aşağı doğru süzüldü
 Ve adama dokundu.
 Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı....
Ve yürüyüp gitti....


Translate

Haberler

Hava

Doviz

Label

Abone ol