Saturday, August 4, 2012

BÖLÜM 3 / KOMSUNUN TAVUGU AMERIKA by Nazan Saatci on April 6, 2012

BÖLÜM 3 / KOMSUNUN TAVUGU AMERIKA

by Nazan Saatci on April 6, 2012


Rüyalar ülkesi Amerika’nin ikiz kulelerinde kalmistik. 11 Eylül olayinin soku geçince insanlar teoriler üretmeye basladilar. Mühendislerin hesaplari bir türlü tutmadi. Çelikten yapilmis böylesi emniyetli ve büyük binalarin, yandan çarpildiklari halde nasil olup da çok sistemli bir sekilde içe dogru çöktükleri bir türlü anlasilamadi. Pentagona düsen uçak parçalari da bulunamadi. Olay hükümetin emniyeti ile ilgili sayildigi için kimseye arastirma izni verilmediginden “ complo terorileri” adi altinda kapanip kaldi. Zaten 7 Ekim 2001 tarihinde baslayan ve bir türlü sonuçlanamayan Afganistan savasi esnasinda Usame Bin Laden de bir türlü bulunamadi. Bin Laden‘in sarkici yegeni Wafah Dufour hala New York’da bulunurken, bir dostumuzun danismanligini yaptigi için yakindan takip edebildigim kardesi Tarik Bin Laden’de Dubai’de yasarken ve geri kalan 500 yegen ve kuzen heryerlerde sefa sürerken acaba meshur Usame nerede yasiyordu? Aslinda bu soruyu soran da merak eden de günümüzde pek kalmadi artik.

Bin Laden’in Mayis 2, 2011 de Pakistan’da saklandigi eve yapilan baskinda öldürüldügü idda edildi. Peki böbrek yetmezligi olan ve ileri derecede diyaliz hastasi oldugu bilinen Usama’nin bunca senedir hangi doktor ve hastanelerin destegiyle yasatildigi hiç merak edilmemis miydi? Onu bulmanin en iyi yolu bu degil miydi? Peki bu operasyondan bir zaman öncesi solunum yetmezligi ile hayatini kaybeden ve Pakistan’li bazi gazetecilerin cenazesine katildigi Afgan daglarinda defnedilen eceli ile ölmüs Usame Bin Laden kimdi?

Ikiz kuleler yikildiginda ve Usame bin Ladenin resmini ilk gördügümüzde söyle düsünmüstük. Dikkatle bakalim, alninda isaret varmi acaba? Deccal olabilir mi? Günahina girmisiz. Neyse artik Deccal'in o olmadigini biliyoruz. Nostradamus’un dünyanin sonu kehanetinin de bu olay olmadigina eminiz.

Ve 2003, Amerika’nin Irak’a girecegi açiklandigi ilk gün, televizyon ekranina bakarken bir anda gözümden bosalan yaslari önleyememis, hiçkirarak aglamistim. Ben o anda daha herseyin basinda, gelecek günlerde hayatlarini kaybedecek binlerce insan için agliyordum. Önden aglamistim çünkü yüregim bana olacaklari o an söylemisti. Eminim geri kalan herkes sonradan, en az bir kez o insanlarin neler çektiklerini seyrederken aglamistir.

Irak'i özgürlestirme ve Saddam’dan kurtarma operasyonu. Bu isim aslinda bu kadar kisa degil sadece devaminin söylenmesi hos karsilanmiyor. Irak’i özgürlestirme, Saddam’dan kurtarma ve ülkenin petrol dahil bütün kaynaklarini kontrol altina alma, yikilan ülkeyi yeniden yapilandirma ve bunlari yaparken savas masraflarini çikarma ve kar etme, eskiyen savas malzemelerini kullanarak yerine yenilerini koyma, olasi Iran saldirisi için üst edinme, vesaire, vesaire… Bunlari söylerken kimsenin günahini almiyorum. Valla ben Alan Greenspan’in yalancisiyim. Bahsetmistik hani, Federal Reserve Kurulu Baskanligi yapmisti 18 sene. Emekli olunca kitap yazdi, eh biraz önemli bilgilerden sizdirmasi lazim tabi, yoksa kitabi satmaz. Oda küçük Bush’un aslinda cok yaramaz bir çocuk oldugunu, çok müsrif oldugunu, bütçenin onun döneminde çok açik verdigini, savaslarin da petrol nedenli yapildigini açiklayiverdi.

Hep soruyorduk birbirimize “neden hala çikmiyor Amerika, neden Afganistan’da kalmak için israr ediyor?” diye ve nihayet 2010 yilinda Amerika Birlesik Devletleri Afganistan’da bir trilyon dolar degerinde çesitli maden yataklari buldugunu açikladi. Petrolun yani sira bol miktarda bakir, demir, kobalt, altin ve lityum varmis megerse Afganistan’da. Anladik ki Amerika bos vakitlerini iyi degerlendirmis, topraklari eselemis,hic bos durmamis, çaliskan çocuklar vesselam su coniler. Kaçaklari tünellerde ariyoruz derken, topragin altindaki maden kaynaklarinada ulasivermisler. Zaten onlari milyonlarca mil öteden uydu araciligiyla da kesfedebiliyorsunuz artik.

Yine Amerikan bayragi satiyoruz ama eskisi gibi degil. Çünkü süpermarketler de bayrak satiyor artik, dükkan sahipleri uyandi tabi, 3-5 senede bir savas oluyor bu ülkede.Milli duygular kabariyor ama kronolojiyi tutmak çok zor.

Bu savaslarin bir iyi bir kötü etkisi olmustu is yeri sahiplerine. Ekonomi yerlerden kazinali artik çalistiracak isçi bulunabiliyordu hemde asgari ücrete. Bazen cok sansli bile olabiliyorduk. Mühendisler, yönetim kurulu baskanlari basvurabiliyordu is için. Sansiniza artik. Çogunlukla hisse senedi milyoneri olan teknoloji firmalari çalisanlari $ 500 dan 5 peniye düsen hisseleri ile artik dolar yerine kurus milyoneriydiler. Is yok, issizlik rakamlari tavan yapmis. Insanlar her fiyata her kosulda çalismaya razi. Ve hirsizlik korkunç durumda. Yine hatirlatmakta fayda var, bahsettigimiz ülke Italya yada Türkiye degil. Burasi Amerika…

Hirsizlik konusunda master yaptik biz. Her türlüsünü biliriz çünkü hepsinle ilgili anilarimiz vardir. Son zamanlarda hirsizliklari somut ve sanal olarak ikiye ayirabilirsiniz. Sanal hirsizliklar müsteriye posta araciligi ile mal yolladiginizda olan hirsizliklardir ki buda kredi karti ile olanlar ve malin kendisiyle yapilanlar olmak üzere iki ince sikka ayrilabilir. Aslinda buna bir degil birkaç bölüm yazmak lazim. Eh, gerisi haftaya olsun.

Devami gelecek….

Nazan Saatçi
Nisan / 2012 / U.S.A

No comments:

Post a Comment